top of page

Prof.Dr. Sabit Kalfagil........(1934-2017)..........

Prof. Dr. Sabit Kalfagil, 1934 yılında Elazığ'da doğdu. Konya Lisesinden mezun oldu. 1959 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde tahsilini tamamladı. 1961-1963 arasında 1. Ordu Komutanlığı İnşaat Emlak Grup Başkanlığında askerlik görevi esnasında Kalender Kasrı yenileme projesi ile birçok inşaatın kontrol hizmetini yaptı.

1963 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne çalışmaya başladı. 1976 -1979 yılları arasında İstanbul İmar Müdürlüğü ve 1979 -1980 yılları arasında Belediyede Başkan Danışmanı olarak görev yaptı. 1985 -1988 yıllarında Fatih Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Bu sırada, gerçekleştirdiği Haliç Yamacı Koruma İmar Planını Anıtlar Yüksek Kurulunca teşekkürle onandı.

1952 yılında ilk fotoğraf makinesi sadece 8 kare çeken filmli 6×9 bir makine idi. Öğrenci olduğunda ancak bir rulo film alabiliyordu. O yüzden bir objeyi çekerken dikkatle etrafında dolaşır, olası çekim noktalarına yere birer taş koyarak işaretler, ikinci kez dolaşır, bunlardan sadece birini tercih eder ve tek kare çekerdi. Çünkü ikinci bir kare harcama lüksü yoktu. Sonraları 36 poz çeken makineler gelince bu katılık biraz gevşedi. Gevşediyse de onun için gene olabildiğince az film harcamak esastı.

1960 yılında genç yaşlarında meslek gereği mimari fotoğraf çekimleriyle başlayan çalışmaları, bir hobi olarak arkeoloji ve kültür alanlarına doğ doğru ilerledi. Anadolu’nun değişik coğrafyasında doğa ve insanını tanıdıkça kültür zenginliklerini anlamaya, fotoğrafın gücü ve ideolojisini keşfetmeye başladı.


Fotoğrafçılığa başladığında henüz 26 yaşındaydı ve zamanla fark ettiği bu yeteneğinin ona mimarlık yanında daha da seveceği ikinci bir meslek kazandıracağını henüz bilmiyordu. 1978 yılında 44 yaşına geldiğinde Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Fotoğraf Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Enstitüde 1978 -1988 arasında yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra 1988 yılında doçent oldu ve Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nde Belgesel Fotoğraf Sanat Dalı Başkanlığına getirildi. 1998 yılında 64 yaşında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’ne profesör olarak atandı. İlerleyen yıllarda Fotoğraf Bölümü Anasanat Dalı Başkanı görevine geldi. 2001 yılında Marmara Üniversitesi’nden emekli oldu. Bir süre Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Fotoğraf ve Video Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalıştı.

Daha sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisans, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sanatta yeterlik dersleri vermeye başladı. Fotoğraf dünyasına birçok akademisyen ve fotoğraf sanatçısı kazandırdı. Bunlar arasında Emre İkizler, Oktay Çolak ve Osman Ürper’i saymak mümkündür. Anadolu şehirlerine yaptığı gezilerde her yaş ve kültürden insanı tanıdı, fotoğrafladı. Seyahatlerinde çektiği fotoğraflarla birçok ulusal, uluslararası, karma ve kişisel sergiler düzenledi, bu fotoğrafları yayınlandı ve ödüllendirildi. 1972 ve 1988 yıllarında Kalfagil ilk kişisel sergilerini açtı. Fotoğraflarından birçoğu Turizm Bakanlığı yayınlarında ve Türkiye afişlerinde yer aldı. Birçok konferans ve sempozyuma katıldı, fotoğraf yarışmalarında jüri üyesi olarak görev yaptı.


1981 yılında "Fotoğraf Sanatında Kompozisyon" adlı ilk kitabını çıkardı. 1988 yılında ise "Fatih Anıtları" isimli ilk albümünü yayınladı. 1993 yılında Kamil Fırat ile birlikte TRT için "Işığın Peşinde Anadolu" adlı dokuz bölümlük bir belgesel hazırladı. Fotoğraf Teorisi Ders Notları “Işık ve Renk” 1-2 adlı ders notları yayınlandı. Fotoğraf adına daha birçok yayını oldu.


Yarışmalarda kazandığı ödüller arasında 1981 yılında FIAP Uluslararası Yarışması'nda ikincilik, 1983 yılında Devlet Fotoğraf Yarışması'nda birincilik, 1988 yılında D.D.Y. Fotoğraf Yarışması'nda birincilik, 1989 yılında İslam Konferansı Teşkilatı Uluslararası Yarışması'nda birincilik ödülleri bulunmaktadır. 2011 yılında Prof. Dr. Sabit Kalfagil Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldü. Profesyonel Tanıtım Fotoğrafçıları Derneği (P.T.F.D), İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK), Mersin Fotoğraf Derneği (MFD) ve Gaziantep İpekyolu Fotoğraf Sanatı Derneği (GİFSAD) Prof. Dr. Sabit Kalfagil’i onur üyesi olarak kabul etti.

Fotoğrafı “en, boy, yükseklik ve zaman olarak dört boyutlu bir bir mekânın, iki boyutlu bir düzlem üzerindeki izdüşümü” olarak betimlerken zaman boyutuna “daha önce hiç olmamış sonra da tekrarlanmayacak bir anın görüntülenmesi” eklemini düşmüştür. Kalfagil kişisel fotoğraf yöntemlerinin belli bir disiplin ve kararlılık gerektirdiğini belirtir. Öncelikle belgesel fotoğrafta betimleme amacının mekânın ve o mekânda yaşayanların yine onlara fotoğraf ile hikâyelerini anlatmak olduğunu, ama toplum hafızasının kirletilmemesi gerektiğini savunur. Çünkü ona göre fotoğraf bir gerçeğin, fotoğrafçının görüş ve kanaatinden geçerek biçimlendiği bir belgeydi. Ancak kişisel olarak hiçbir zaman fotoğrafın ideolojik bir silah gibi kullanılmasını ve foto grafik mesajların sloganlaştırılmasını benimsemedi. Bilgi gibi fotoğrafın da çoğulculuk ve yaygınlaştırılmasının onun gücü olduğunu, kamuoyu oluşturduğunu, nesnel gerçekliği anlattığını ve bilinmeyenleri aydınlattığını anlatıyordu. Fotoğrafın sanatsal bir boyut kazanmasının; fotoğrafçının gerçeği bir fotoğrafla aktarırken olan yorumu ile başkaları tarafından algılanan nesnel yorumu arasındaki fark ve çeşitlikle sağlanabileceğini ifade eder ve hatta bu gereklidir der.

Fotoğraf türleri arasında su geçirmez bölmeler olmadığını ancak genel olarak belgesel fotoğrafın, nesnel gerçekliği anlatmaya daha çok bağlı olduğunu belirtmiştir. Güncel yaşam eğilimlerine göre belgesel fotoğrafın da eğrileceğini, kendini tekrarlamasının olası olmadığını ve biçimlenemeyeceğini yani fotoğrafın daima anlatılacak yeni öyküleri olacağını savundu. Fotoğrafın kritik anın akıp gitmeden donmuş görüntüsü ile öyküyü zamansız olarak ama bütün zamanların görüntüsü anlamında ortaya koyduğunu söyler.

Fotoğraftaki estetik kaygıların kendisinde değil makinanın arkasındaki beyin ile ilgili olduğunu, hangi türden olursa olsun fotoğrafta ortak olan kaygı o çerçevenin görsel açıdan iyi değerlendirilmesidir. Bu kaygının derecesi fotoğrafın düzeyini belirleyeceğini ifade eder. Belgesel fotoğrafa yaklaşımın bir genelleme yapılamayacağını, bazen konular en ince ayrıntısına kadar önceden tasarlanması ve çekim yerinde doğru zamanı beklemek gerektiğini, bazen de konunun kaba çizgileriyle önceden belirlenebileceğini, ayrıntılara ve düzenlemeye çekim yerinde karar verilebileceğini vurgular. Yoksa rastgele arada bir iyi fotoğrafa rastlamak mümkündür, yeter ki gördükleri anda ne istediklerini biliyor olsunlar.


Sabit Kalfagil “Fotoğraf tek kare işidir. Bir öncesini bir sonrasını aratmayacak tek kare. Eğer fotoğraf çekiyorsak bu çok daha farklı olarak bir tek anın görüntüsüdür. O an, anlatmak istediğimiz şeyi simgeleyebilecek kritik an olmalıdır.” der.


60 yıl boyunca Hem Anadolu’nun hem de İstanbul’un geçirdiği değişimi belgeledi, bu arşiv ile arkasında müthiş bir hazine bıraktı. Özellikle yaşadığı şehir İstanbul’un, bir fotografçıdan önce bir mimarın gözüne nasıl göründüğünü çok iyi incelemiş ve fotoğrafa bakışını bu inceleme üzerine kurgulayarak oluşturmuştu, der Merih Akoğul, Sabit Kalfagil için…


Prof. Dr. Sabit Kalfagil’in fotoğraf söz konusu olunca bazı veciz sözleri ve deyimlerini de hatırlamak gerekir:


- İyi görüntü ile kötü görüntünün farkını ayırt edemeyecek kadar vahim bir sersemleşme problemi yaşıyoruz.

- Fotoğraf bir tıkıştırma işi değil, bir ayıklama işidir.

- Fotoğraf bakın ben ne gördüm demektir.

- Fotoğrafı makineler çekiyor zannederler.

- İneğin sağılması için süt içen birilerinin olması gerekir.

- Fotoğrafa çıkarımsal yoldan bakılır.

- Fotoğraf karesinde canlı objelerin görüntüleri soluk almazlar. Soluk alan oradaki ruh objenin değil fotoğrafçının ruhudur.

- Bir şey olacaksa gene Anadolu’dan olacak.

- Günümüzde sanatın objesi sanatçının kendisi olmaya başladı.

- Kekeme olmayan fotoğraf çekmeye çalışın.

- İyi bina sadece iyi mimarla değil, aynı zamanda iyi mal sahibi ile yapılır. Fotoğrafta da aynıdır.

- Fotoğraflarınıza en erken 6 ay sonra bakarak gerçek değerlendirmeyi yapabilirsiniz.

- Günümüzde her fotoğraf makinesi sahibi, her dernek üyesi, her amatör kendini sanatçı sayıyor.

- Amatörleri ödüllerle destekleyen tek kaynak yarışmalardır. Başarı karşılığı bir ödül kazanmanın sanata hiç bir zararı yoktur.

- Fotoğraf biraz da vazgeçmektir.


2009 yılında İstanbul’un Maltepe semtinde 24 kurucu üye Anadolu Yakası Fotoğraf Sanatı Derneği ‘ANAFOD’u kurduktan bir süre sonra, çeşitli vesilelerle Prof. Dr. Sabit Kalfagil derneğimizin etkinliklerine davetli olarak katılırdı. Bu sayede hem kendisinin bilgi ve deneyimlerinden yararlanır hem de derneğimizi onurlandırmasından mutluluk duyardık. Sağlığı elverdiği ölçüde Prof. Dr. Sabit Kalfagil derneğimizin etkinliklerinde bizimle birlikte olurdu. Ancak son yıllarda rahatsızlıkları nedeniyle artık göremez olmuştuk kendisini…


Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi fotoğraf sanatçısı Profesör Sabit Kalfagil 83 yaşında 5 Mayıs 2017 Cuma günü öğle saatlerinde tedavi gördüğü Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti.


Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü kurucularından Prof.Dr. Güler Ertan, "Sabit hocamız, fotoğraf sanatının ve fotoğrafın gerek bilimsel gerekse sanatsal açıdan baktığımıza büyük bir çınardı. Koskoca bir çınarı bugün maalesef kaybettik. Çok üzüntülüyüz. Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nü kuranlar arasındaydı. Hepimizin başı sağ olsun. Toplum için büyük kayıp" dedi.


Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar ise, "Hayatımın en üzgün günlerinden birini geçiriyorum şu anda. Fotoğraf dünyasının hocası hepimizin hocası, hocaların hocası aziz bir arkadaşımızı kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Konuşmaktan çok ağlamak istiyorum şu anda. Öğretmekten zevk alan birisiydi" diye konuştu.


Son yolculuğu için Fatih Camii'nde düzenlenen cenaze törenine çok sayıda fotoğraf sanatçısı, akademisyen ve öğrenci katıldı.


Prof. Dr. Sabit Kalfagil'in cenazesi İstanbul Fatih Camii'nde ikindi namazında kılınan cenaze namazının ardından Topkapı Çamlık Mezarlığı'nda toprağa verildi.


379 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page